06.04.2013 Talpa Basın Bildirisi

26 NİSAN TÜRKİYE PİLOTLAR GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİ

 

Ülkemizde görev yapan tüm pilotların meslek örgütü TALPA (Türkiye Havayolu Pilotlar Derneği) olarak 26 Nisan Türkiye Pilotlar gününü kutlarken, sorunlar ve beklentilerle dolu bir yılı daha geride bıraktık.

Son yıllarda büyük bir ivme kazanarak hızla büyüyen sivil havacılığımız, artık kronik hale gelen sorunların yanı sıra sektörün büyümesine ve gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni sıkıntılarla da karşı karşıya kalmıştır. Sivil Havacılığımıza katkı sağlayacak ise, yabancı pilot istihdamına kategorik olarak karşı çıkmamakla beraber önceliğin sektörün geleceği olan işsiz pilotlarımıza verilmesinde fayda ve isabet olduğu düşüncesindeyiz.

Sivil Havacılığımızın büyüme sürecinde, gerek yurtiçinde ve gerekse yurtdışında artan rekabet, işletmeleri karlarını artırabilmek için yeni düzenlemelere zorlamış, akla gelen ilk önlemler de maalesef çalışanların hakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Çalışma koşullarındaki değişiklikler; eskiye göre daha fazla çalışan işgücünün, kaliteli, nitelikli ve emniyetli bir hizmet sunmasını güçleştirmiştir.

Bu süreç ve politikadan en fazla etkilenen personel grubu hiç kuşkusuz uçuş görevlileridir. Uçuş sürelerinin artırılması, dinlenme sürelerinin azaltılması veya kalitesinin düşürülmesi uçuş emniyetini ve yolcu güvenliğini ciddi biçimde etkilemeye başlamıştır. Aynı emniyet ve güvenlik sorunu doğrudan pilotları da etkilemektedir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, bugün pilotların uçuş görev ve dinlenme süreleri Avrupa uygulamalarından daha iyi bir seviyede değildir.

Pilotların sağlığını tehdit eden bitkinlik ve yorgunluk dönemsel ve arizi olmaktan çıkmış kümülatif bir nitelik ve süreklilik kazanmıştır. Boş günler sosyal ihtiyaçların karşılanması amacı ile değil sadece dinlenmek için kullanılmaktadır. Uçuş planlamalarında biyolojik saat kavramına dikkat edilmemesi, farklı coğrafyalara, farklı iklimlere ve farklı kültürlere geçişin sıradanlaşması ve 1 hafta-10 gün gibi kısa dönemlerde gerçekleşmesi sadece fiziksel rahatsızlıklara yol açmamakta, pilotun zihinsel ve psikolojik dengesini de derinden etkilemektedir. Bu olumsuzluklar, reaksiyon zayıflığı, dikkatsizlik, unutkanlık ve karar alma yeteneğinde zaafiyet olarak ortaya çıkmakta ve uçuş emniyetini tehdit etmektedir. Ayda 100 saatlik bir uçuşu farklı coğrafyalara yolcu olarak yapmanın zorluğu ortada iken tüm yolcuların sorumluluğunu taşıyarak azami dikkat, konsantrasyon ve beceri göstermek zorunda olan pilotların nasıl riskli bir görev yaptığında tartışma bulunmaması gerekmektedir.

Sivil Havacılık Akademisinin yaptığı son anket, ülkemizde her 10 pilottan 9’unun kendisini yorgun hissettiğini ortaya koymuştur. Bu nedenledir ki, sadece son bir yıl içinde birçok tecrübeli Kaptan Pilot henüz 5 yıl daha görev yapma imkanı olduğu halde tercihlerini meslekten ayrılma yönünde kullanmışlardır. 5 yıllık ciddi bir ekonomik gelir imkanından vazgeçerek en verimli olabilecekleri çağda pilotların yıllarını geçirdikleri gökyüzünden ayrılmaları son derece düşündürücü ipuçları vermektedir. Mesleğin getirdiği kalıcı sağlık sorunları, kalp ve kanser gibi hastalıkların pilotlarda en sık rastlanan rahatsızlıklar haline gelmesi, pilotların ancak “mezarda dinlenebileceği” algısının yerleşmesine sebep olmaktadır. Çalışma koşullarında gereken iyileştirmeler yapılmaz ise, “pilotların yaşamının sadece çalışmaktan ibaret olacağı” bir sürece girileceğinden ciddi biçimde kaygı duyulmaktadır.

Uçuş görev ve dinlenme süreleri bakımından ülkemizden çok daha iyi koşullarda görev yapan Avrupalı meslektaşlarımız mevcut durumlarından şikayet ederken ve pilotların küresel örgütü IFALPA (Uluslararası Havayolu Pilotları Federasyonu) derneğimizin de katıldığı Nisan 2013 tarihli Kongresinde bu yönde daha etkin ve aktif hareket etme kararı alırken ülkemizde de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü başta olmak üzere tüm havayolu şirketlerinin sesimize, talep ve önerilerimize kulak vermesi ve azami hassasiyet göstermesi gerekmektedir.

Uçuş emniyeti sadece pilotların bir talebi olmayıp en güvenli ve hızlı ulaşım tercihini  kullanan yolcularımız için de doğal ve yaşamsal bir tüketici hakkıdır..

Havayolu şirketlerinin ayakta kalabilmesi için kar ve rekabet odaklı bir politika izlemeleri anlaşılır olmakla beraber Uçuş emniyetinin taviz verilmeyecek, tasarruf edilmeyecek bir alan olduğu gerçeğini kabul etmelerinde de zorunluluk vardır. Pilotların, sosyal yaşamlarını feda ederek, yaşayacaklarını sürekli erteleyerek ve sağlıklarını hiçe sayarak sürdürdükleri mesleklerini gerek kendileri gerek aileleri ve gerekse yolcuları için daha güvenli şekilde ifa edebilmeleri ancak çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile mümkündür. Meslektaşlarımızın bugüne kadar gösterdiği sabır, anlayış ve özveri ile bu iyileştirme ve düzenlemeleri fazlası ile hak ettiklerini düşünmekteyiz.

Unutmamak gerekir ki, yorgun pilot tehlikeli pilottur.

Emniyetli uçuşlar dileğimiz ile saygılar sunarız.

TALPA (Türkiye Havayolu Pilotları Derneği

Yönetim Kurulu